KENTSEL DÖNÜŞÜM DEĞİL, TARİHE DÖNÜŞÜM!
Turhal bugün, ne yazık ki kendi kimliğini elleriyle boğan, hafızasını yitirmek üzere olan mahzun bir şehir görüntüsü vermektedir.
Turhal bugün, ne yazık ki kendi kimliğini elleriyle boğan, hafızasını yitirmek üzere olan mahzun bir şehir görüntüsü vermektedir. Şehri şehir yapan, ona ruh üfleyen Şeker Fabrikası’nın o belirleyici ve birleştirici etkisinden uzaklaşıldıkça; Turhal, sadece en güzel yıllarını gurbette rızık peşinde harcamış emeklilerin sığındığı bir limana dönüşmüştür. Ancak korkarım ki, esnafın vurdumduymaz tavrı ve vizyonsuz yaklaşımları sebebiyle bu "emekli şehri" kimliği bile yakında elimizden kayıp gidecektir.
Turhal için kentsel dönüşüm bir seçenek değil, Kova ve Hamam mahallelerini aslına döndürmek bir zarurettir!
Önümüzde Ankara’nın Beypazarı ilçesi gibi devasa bir örnek durmaktadır. Beypazarı da bir zamanlar tarihinden kopmak üzereyken, "tarihe dönüş" diyerek aslına rücu etmiş ve bugün bir çekim merkezi haline gelmiştir. Turhal’ın kurtuluşu, Kova ve Hamam mahallelerinin ivedilikle, aslına uygun restorasyonla ayağa kaldırılmasındadır.
Kentsel dönüşüm adı altında bu kadim sokakları beton yığınlarına mahkûm etmek, şehre ihanettir. Bizim ihtiyacımız olan ruhsuz beton mahalleler değil; kokusuyla, dokusuyla, yaşanmışlığıyla Turhal’ın tarihî kimliğidir. Yetkililere ve kamuoyuna sesleniyorum: Turhal’ın yarınlarını, betonun soğukluğuna değil, tarihin sıcaklığına emanet edin!
Hafıza silinirse, şehir ölü bir bedendir,
Beton dediğin ruhu, ta temelden zedeler.
Kova, Hamam ağlarken, suçlu acep nedendir?
Beypazarı dururken, niye sussun dedeler?
Aslına dönmez ise o kerpiçli haneler,
Talan olur gider hep, o güzelim seneler.
Kalemsiz Şair yazar, sarsılır bahaneler,
Ecdadın mirasını, betona gömmeyin efendiler